HALE EKİCİ 

Hale hanım merhaba. Bize kendinizden bahseder misiniz ? 

Karamürsel, Kocaeli doğumluyum. ABD Şikago’da North Central College Sanat ve Tasarım bölümünde doçentim. Üniversite için bursla ABD’ye gidip, Connecticut College’da Bilgisayar Bilimleri ve Güzel Sanatlar bölümlerinde çift anadal okudum. Bir sene İstanbul’da çalıştıktan sonra, Yüksek Lisansımı (MFA) Columbia College Chicago’da, Birleşik Sanatlar ve Medya Bölümünde tamamladım. Yurt dışında yaşamak ülkemdeki gelenek ve göreneklere olan ilgimi arttırdı, araştırıp işlerime taşımaya başladım. Aslında 2017’ye kadar olan işlerim video ve foto kolaj ağırlıklıydı. Ritueller, gelenekler ve kültürel stereotiplerle absürt hikayeler anlatırdım. Son birkaç senedir benzer temalar ve çok kültürlü kimlikler üzerine tığ işi ve nakış gibi tekstil yöntemleriyle çalışıyorum.

Başlangıçta sizi bir araç olarak tekstile çeken şey neydi? 

2011’den beri öğretim üyesi olarak verdiğim çoğu ders bilgisayar odaklı. Boş zamanlarımda ellerimle bir şeyler yapmak için sık sık örgü örüyor ve tığ işi yapıyordum. 2017’de katıldığım ACRE residency’de kısa bir nakış atölyesine katıldım ve sanki zaten biliyormuşum gibi doğal bir şekilde yapmaya başladım. Daha önceden kâğıt üzerinde uyguladığım fotoğraf transfer tekniğini bulduğum ev tekstili kumaşlara (özellikle desenli, kullanılmış, geçmişi olan nevresimlere) geçirip üzerine boyama ve nakış yapmaya başladım. Yaptığım karışık teknik kompozisyonları oyadan esinlendiğim iri, rengarenk tığ işleriyle çerçeveliyorum. Tekstil konusunda akademik eğitimim yok. Annem ve çevremdeki kadınlardan göre göre içime sindirmiş olduğum teknikler. Tekstil yöntemlerinden aldığım hazzın yanı sıra, es geçilen kadın el sanatlarını ve ev tekstili gibi materyalleri kullanmak kavramsal olarak da değer ve önem sistemlerini sorgulaması açısından benim için önemli.



Yaşamınız / yetiştirilme tarzınız işinizi nasıl etkiledi?

Bahsettiğim gibi yurtdışında yaşamak beni Türk sanatlarına, diline, kültürüne ve geleneklerine uzaktan bakarak yorumlamaya ve kavramsal olarak işlerimde değinmeye itti. Aynı şekilde nostaljik bir şekilde eski fotoğraflara ve kumaşlara ilgimi de arttırdı. Bir yandan da Amerika’nın çok kültürlülüğü ve farklı kültürlerin harmanlanmasıyla oluşan kimlikler bana ilham veriyor. Görsel olarak da büyüdüğüm kültürün etkisi çok. Annem hep elişleriyle uğraşırdı. Ablamla ben elbiseler tasarlar o da diker, bazen üzerlerine boyama yapardı. Küçük bir yerde, komşular ve akrabalarla iç içe büyüdüğüm için çevremden çok şey kaptım. Düşünüyorum da, dantel yapan, örgü ören, dikiş diken kadınları görerek yetişmek bir yerde eğitim olmuş, bu teknikleri sezgisel olarak biliyorum sanki. 


Bize fikirden yaratmaya kadar olan sürecinizden bahseder misiniz ? 

İşlerim eski bir fotoğrafı düzenlemek ve desenini beğendiğim bir kumaşa çözücü bir sıvı ve kaşıkla bastırarak geçirmekle başlıyor. Kendi ailemden, Kuzey Avrupa’dan göçüp orta batı Amerika’ya yerleşen eşimin ailesinden, ya da arşivlerden bulduğum eski, siyah beyaz fotoğrafları kullanıyorum. Başlangıçta ne yapacağımı çok planlamıyorum. Fotoğrafları kumaşa geçirdikten sonra birkaç gün asıp izliyor, fotoğrafını çekip bilgisayarda üzerine deneme renkli çizimler yapıyorum. Figürlerden aldığım hissenimlerle üzerlerine boyama ve nakış yapıyorum. Bazen tezat, mizahi ve kültürel semboller ekliyorum (mesela küçük erkek çocuklarına papaz şapkaları ya da ciddi duran insanların kafalarına parti şapkası ve huni arası şekiller konduruyorum). Her insanın yüzünü Fransız düğümü denen, minik tohum gibi gözüken, nakışlarla kaplayarak, kişiliklerini belirsizleştirip aynı zamanda görsel olarak birbirlerine bağlıyorum. Desenlerimde Türk motiflerinden de esinleniyorum. Son zamanlarda figürleri de tekrarlayarak desenlerle birleştirip hiyerarşi ve baskınlık ögelerini karmaşıklaştırıyorum. En sonunda kenarlarına, kalın ve renkli yünlerden ördüğüm oyaları dikiyorum. 

Şu anda size ilham veren nedir?

Amerika’da son zamanlarda öne çıkan ırkçı olaylara karşı bir nevi aydınlanma döneminden geçiyoruz. Ben de kendimi yaşadığım yerle ilgili daha objektif bir şekilde eğitmek için ABD’nin karışık tarihiyle ilgili kitaplar okuyorum. Hem eğitmen hem sanatçı olarak Batının baskınlığından silkinip, tasarımın dilinde bile var olan baskınlık, hiyerarşi gibi kavramları sorguluyorum. Bir yandan tarihi desenler, anlamları ve psikolojik etkilerini araştırmak bana ilham veriyor. Yakın zamanda okuduğum

Markus Brüderlin tarafından düzenlenmiş olan Ornamentation and Abstraction kitabının verdiği etkiler var. Şu an ailemi ziyaret etmek için Türkiye’deyim. Gördüğüm hemen hemen her şey, ama özellikle günlük hayatta karşılaştığım desenler ilham kaynağı oluyor. Sürekli güncel sanat işlerini takip en büyük ilham kaynağım, aşağıda bazılarına değiniyorum.


Bu dönemde sizi en etkileyen sanatçı ve sergiler neler ? Takip ettiğiniz ve hayran olduğunuz sanatçılar var mı ? 

Yakın zamanda Şikago’da hayran olduğum birkaç sergi gördüm: özellikle Monique Meloche Galeri’de Ebony G. Patterson, Mariane Ibrahim Galeri’de Raphaël Barontini ve Şikago Sanat Enstitüsü’nde Bisa Butler. İlk olarak İstanbul bienalinde gördüğüm ve o zamandan beri takip ettiğim, sizin de röportaj yaptığınız Gözde İlkin’in işlerine bayılıyorum. Genel olarak Gülsün Karamustafa, Wangechi Mutu, Kerry James Marshall, Jeffrey Gibson, Firelei Baez ve Njideka Akunyili Crosby çok saygı duyduğum ve etkilendiğim sanatçıların önde gelenleri. 


https://www.moniquemeloche.com/exhibitions/183/press_release_text/ 

https://marianeibrahim.com/exhibitions/33-raphael-barontini-the-night-of-the-purple-moon/overview/ 

https://www.artic.edu/exhibitions/9324/bisa-butler-portraits 


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belkıs Balpınar Röportajı

Pelda Aytaş Röportajı